Genellikle koçlar seyirci grubunun hem kendi sahasında hem de rakip sahada oynayacağı maçlara gelmelerini isterler. Özellikle de kendi sahasında oynayacağı maçlara. Bununla birlikte tribünlerde başlayan bazı olayların sahaya yansıdığı da gerçektir. Tam tersi sahada patlak veren olaylarda tribünlere yansır.

Seyirci ve Saldırganlık

Seyirci ve Saldırganlık

Seyirci sayısı ile saldırganlık arasındaki ilişkiyi gösteren az çalışma vardır. Russel bir çalışmasında seyirci büyüklüğünün misafir takımın saldırganlığıyla negatif, sporcu saldırganlığıyla pozitif ilişkili olduğunu savunmuştur. Taraftar sayısının sahadaki oyuncuların işlevlerini nasıl etkilediğine ilişkin daha başka çalışmalar da vardır. Burada seyircinin büyüklüğünden çok tutumu daha önemlidir. Eğer sürekli tezahürat yapıp destekleyen seyirci ise; psikolojideki karşılığı ile “fonksiyonel atılgan davranışlar” ev sahibi takım için artmaktayken, rakip için azalmaktadır.

Ayrıca tezahüratın fazla olması yüksek desibelli ses anlamına gelir ki bu da saldırgan davranışları kolaylaştırır. Maç izlemeye gelen seyircilerin saldırgan davranımlarının maçtan sonra azalmadığı, aksine arttığından söz edilir. Bu görüş elbette saldırgan ipuçları taşıyan futbol, hentbol, güreş, boks, amerikan futbolu gibi sporlar için doğrudur. Zaten saldırgan ipuçları taşımayan yüzme, jimnastik, artistik buz pateni gibi sporların izlenmesi sırasında şiddetle ilgili olaylara rastlanılmaz.

Küçük bir ayrıntıymış gibi gözükse de takımların giydikleri forma renkleri izleyenler tarafından saldırgan bir ipucu olarak algılanabilmektedir. Örneğin; siyah renk forma taşıyan takımlara hakemlerin daha fazla ceza verdikleri, seyircilerinde daha olumsuz davranımlar gösterdiği belirtilmektedir.

Gergen, seyirci şiddetini açıklarken batı kültüründe haksızlığın cezalandırılmasının bir norm olduğu, bu norma dayalı olarak da seyircilerin şiddete başvurduklarını ifade eder. Peru-Arjantin maçındaki olayları örnek göstererek, Peru’nun maçı berabere bitirmek için oyunu yavaşlatmalarını Arjantinli seyircilerin haksızlık olarak gördüklerini ve bunun içinde sahaya indiklerini belirtmektedir.

Seyircilerin sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri incelenince olay çıkaran seyircilerin daha genç yaşta oldukları ve toplumun daha alt gelir düzeyinden gelen gençler olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca sahadaki oyuncuların birbirleri ile itişip kakışmaları, ağız dalaşı yapmaları seyirciyi saldırganlığa iten olaylardandır. Eğer seyirci alkollü ise durum daha vahimdir. Alkolle gelen sarhoşluğun bir tür miyopluğa neden olduğu söylenir Bu da kişinin var olan bilgiyi özetleme yeteneğini kısıtlar ve algıyı etkiler.