Turkuvaz renkli sulan ve eşsiz kumsalıyla Pasifik Okyanusu’ndaki lagünleri andırsa da, aslında eşsiz bir yer Ölüdeniz. Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi olan Bild’in 2006 yılında düzenlediği “Dünyamn En Güzel Sahili” konulu ankette yüzde 89 ile en yüksek oyu alarak birinci seçilmesine şaşmamalı. 1983’ten bu yana tabiat parkı statüsüne sahip Ölüdeniz için “Tanrının Dünyaya Bağışladığı Cennet” diyenler de var.

Ölüdeniz Kuşbakışı

Kuşbakışı Ölüdeniz

Bizler onu fotoğraflarda çoğunlukla havadan görsek de, bölgeye gittiğimizde hep deniz seviyesinden baktığımız için maalesef “büyük resmi” gökyüzünden görüldüğü şekliyle kavrayamayız. Oysa oraya kadar gitmişken Belcekız kumsalından Dilbumu’na doğru uzanan plajı ve çevresini, arkadaki Gemile Adası ile Kayaköy’ü, hatta Kelebekler Vadisi’ni havadan görebilsek, o büyük resim bütün güzelliği ve ihtişamıyla gözümüzün önüne gelebilecek.

Microlight

Ölüdeniz ve Microlight

Deniz seviyesinden bir anda 1975 m’ye uzanan Babadağ’ı o büyük resmin fonuna yerleştirerek bu eşsiz manzarayı gökyüzünde doyasıya seyrederken o güzel lagünü gökyüzünden fotoğraflamanız da mümkün. Microlight , ağırlığı 300-495 kg arasında değişen bir ya da iki koltuklu, çok hafif bir hava aracı. Tandem tipteki araçlarla yapılan uçuşlarda pilot önde, yolcu arkada oturuyor.
Microlight uçuşları Fethiye-Ölüdeniz arasındaki Hisarönü yakınlarında bulunan Ovacık pistinden gerçekleştiriliyor.
Tıpkı uçaklardaki gibi levye ile yönetilen bu araçlar harika bir uçuş zevki tattırıyor. Rotax motoru olan Aquilla marka araçlarda güvenlik ön planda. Uçuş sırasında motor gürültüsünden rahatsız olmamanız ve pilotla haberleşebilmeniz için de bir çift kulaklık veriliyor.

Uçuş sırasında Babadağ’ın kızılçam ve sedir ormanlarıyla kaplı kesimlerinin doyumsuz güzelliğini görebiliyorsunuz. Straboriun “Anticragus” diye andığı dağın sarp kuzey yamaçlarını ve dere içlerinde nadir sırma ağaçlarının bulunduğu vadilerini görmeniz de mümkün. İnsanın microlight ile uçarken bu dağın hemen yanı başında ki Mendos Dağı’nın zirvesinde yer alan ve bir futbol sahasını andıran geniş düzlüğe inesi geliyor. Bölgeye adım veren kıpırtısız lagünün üzerinde uçmak ise bambaşka bir deneyim.

Ölüdeniz Efsanesi

Ölüdeniz Efsanesi

Lagüne Ölüdeniz denmesinin eski bir söylenceyi temel alan bir hikayesi de var. Söylenceye göre, bir baba ile oğulun gemisi Yediburunlar önlerinde fırtınaya yakalanmış. Oğul yörede yaşayan Belcekız adında bir kıza sevdalı olduğu için bilirmiş buraları. Kayalara yaklaşırlarsa içeride bir koya girebileceklerini ve azgın sulardan kurtulacaklarını söylemiş babasına. Buna inanmayan baba ile oğul kendilerini şiddetli bir itiş-kakış içinde bulmuşlar. Baba kayalara çarpacaklarını sandığı bir sırada, o kapışmada oğlunu bir kürek vuruşuyla denize atıp dümene geçmiş, işte tam o anda bir de bakmış ki sular duruluyor, dümdüz, çarşaf gibi bir koya dönüşüyor. Koya sığınan ve kurtulan baba günlerce ölümüne sebep olduğu oğlunun yasım tutmuş. Belcekız da sevgilisinin öldüğünü duyunca kendisini denize atarak ona kavuşmak istemiş. O günden sonra, çocuğun öldüğü yere Ölüdeniz, kum olan yere de Belcekız denmiş.