Bir dönemler herkesin hikayesini bilmeden ya da bilerek koluna taktığı o sarı bilekliklerin, Livestrong bilekliğin hikayesini biliyor musunuz?

Livestrong Bileklik Hikayesi

Livestrong Bileklik Hikayesi

Scott MacEachern’in zor bir karar vermesi gerekiyordu. 2003’te Lance Armstrong revaçta bir markaydı. MacEachern onun Nike’ta ki sponsoru olarak Lance’in çektiği dikkait en iyi nasıl kontrol edebileceğini düşünüyordu.

Lance’in güçlü bir hikayesi vardı. Yedi yıl önce yaşamı tehdit eden testis kanseri tanısı konan Lance’e yüzde 40 yaşam şansı verilmişti. Ama o bisiklete her zamankinden daha güçlü bir şekilde geri dönmüş, beş kez arka arkaya Tour de France’ı kazanmış ve bu yolla milyonlarca insana ilham vermişti.

Lance, kanserle boğuşan 15 yaşındakilerden tutun formunu korumak isteyen üniversite öğrencilerine kadar birçok kimseye inanmaları için yardım etti. Eğer o kanseri atlattıysa onlar da kendi yaşamlarındaki zorluklarla baş edebilirlerdi. (2003’ü izleyen 10 yıl içinde Armstrong’un performans arttırıcı ilaç kullanarak başarıya ulaştığı belirlendi. Ama Lance Armstrong bilekliklerinin ve genelde Lance Armstrong Vakfının başarısı çerçevesinde bunların nasıl popüler olduğunu, Armstrong’un
kişisel hikayesinin lekelenmiş olmasını dışarıda bırakarak incelemek yerinde olur.)

MacEachern bu heyecandan yararlanmak istedi. Lance sporu aşmıştı. Sadece bir kahraman değil, aynı zamanda kültürel bir ikondu. MacEachern, Lance’ın yaklaşmakta olan rekor, altıncı Tour de France zafer denemesini kutlamak istiyordu. Aynı zamanda, Lance Armstrong Vakfı için fon toplama ve farkındalık yaratma amacıyla ilgi ve desteği kullanmak istiyordu.

Livestrong Bileklik Fikrinin Ortaya Çıkışı

Livestrong Bileklik Fikrinin Ortaya Çıkısı

MacEachern iki fikir geliştirdi. Birincisi, Amerika çapında bisiklet turuydu. İnsanlar kendileri için bir mil hedefi belirleyecekler ve arkadaşlarıyla ailelerinin desteklemelerini sağlayacaklardı. Böylece daha çok kişi egzersiz yapacak, bisiklete ilgi artacak ve Lance Armstrong Vakfı için para toplanmış olacaktı.
Lance turun bir kısmını da yapabilirdi. Olay haftalar sürecekti ve hem ülke çapında hem de yerel olarak turun kapsadığı tüm şehirlerde medyada geniş yer alacaktı.

İkinci fikir bileklikti. Nike son zamanlarda iç kısmında “TEAM” ve “RESPECT” gibi ilham verici mesajlar yazan silikon bant satmaya başlamıştı. Basketbol oyuncuları bunları yoğunlaşabilmek ve motivasyonu yükseltmek için takıyorlardı.

Armstrong odaklı bir bileklik neden olmasındı? Nike 5 milyon bant yapabilir, her birini bir dolara satar ve gelirin tümünü Lance Armstrong Vakfı’na bırakabilirdi.

MacEachern bileklik fikrini sevdi ama Lance’in danışmanları pek ikna olmadılar. Vakıf, bantların fiyasko olacağını düşünüyordu. Armstrong’un temsilcisi Bili Stapleton “aptal bir fikir” olarak değerlendirdiği bantların hiçbir şansı olmadığını düşünüyordu.

Armstrong bile kuşkulu davranıyor ve “Satamadığımız 4,9 milyon ile ne yapacağız” diyordu. MacEachern duraksamıştı. Bileklik fikrini sevmişti ama tutup tutmayacağından emin değildi.

Ama sonra görünürde zararsız bir karar aldı ve bu ürünün başarısında büyük bir rol oynadı. MacEachern bilek bantlarını sarı yaptı.

Sarının seçilmesinin nedeni, Tour de France’da yarış liderinin formasının rengi olmasıydı. Ek olarak sarının cinsiyetle güçlü bir ilişkisi olmadığı için hem erkek hem de kadınlar tarafından kolaylıkla kullanılabilirdi.

Ama sarı aynı zamanda, insanların nadiren gördüğü bir renk olduğu için gözlemlenebilirlik açısından akıllı bir seçimdi. Üstelik sarı çarpıcı bir renk. İnsanlar ne giyerse giysin sarı öne çıkıyor; bu da Livestrong bilekliğinin uzaktan fark edilmesini sağlıyordu.

Livestrong Bilekliğin Dünyada Uyandırdığı Yankı

Livestrong Bilekliğin Dünya Çapında Uyandırdığı Yankı

Bu aleni görünürlük ürünün büyük bir başarı kazanmasında yardımcı oldu. Nike ilk 5 milyon bandı piyasaya sürmesinin ilk altı ayında tamamını sattı. Üretim talebi karşılayamıyordu. Livestorng o kadar tutulmuştu ki insanlar eBay’de onu satın alabilmek için normal parakende fiyatının on mislini teklif ediyorlardı.

Sonunda 85 milyonun üstünde bileklik satıldı. Bugün bile hala onu takan birisini tanıyor olabilirsiniz. Ufak bir plastik için fena bir durum değil.

Amerika çapında bisiklet turunu Nike düzenlemiş olsaydı ne olurdu, bilmek kolay değil. Ama ertesi sabah kalkıp bu daha iyi bir strateji olurdu demek kolay! Her şeye rağmen bir şey çok net olarak karşımızda; bileklik, ülke çapında bir turdan daha fazla davranışsal tortu oluşturur.

MacEachern’ın belirttiği gibi; “Bir bilekliğin iyi tarafı, var olmayı sürdürmesi. Bisiklet turu böyle değil. Bisiklet turunun fotoğrfaları olacak ve insanlar onun hakkında konuşacaklar ama tur her yıl tekrarlanmadıkça, ki tekrarlansa bile her gün böyle bir şeyin anımsatıcısı olarak var olamaz. Ama bileklik bunu yapabilir.”