Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğü, en eskisi ve en görkemlisi olan Beyşehir’deki Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami Bey Cami, adeta bir Selçuklu sanat müzesi. Yöredeki sedir ağaçları kullanarak yapılan bu huzurlu mekan tam 7 asırdır ayakta.

Klasik dönem Osmanlı’nın selatin camilerinden daha cezbedici bir huzuru kucaklamış cami olabilir mi? Eğer, Beyşehir’deki Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami’yi gördüyseniz, bu soruya “evet” şeklinde cevap verenler arasında olabilirsiniz.

Zira, Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğü olan Eşfrefoğlu Süleyman Bey Cami, zengin taş ve çini süslemelerin yanı sıra ahşap sütun ve tavan sistemindeki bezeme ve nakışlarıyla da adeta bir Selçuklu sanat müzesi niteliğinde.

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami Yapılışı

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami’nin Yapılışı

Gölgeli nakış tekniğinin uygulandığı bu eser, sadece Anadolu’nun değil, İslam mimarisinin de eşine az rastlanır örneklerinden biri. Orta Asya’da Semerkant, Buhara gibi kentlerde de örneklerini gördüğümüz ağaç direkli camilerin ülkemizdeki en güzel örneği. Ancak sadece gelişkin ahşap işçiliği ile değil, iç mekan ve cephe tasarımı açısından da Selçuklu eserlerinden farklılaşmış, özgün bir kimliğe sahip.

Cami, beylikler devrinde Selçuklu’nun valisi iken hükümdarlığı ilan edilen Eşfrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1296-1299 yılları arasında yapılmış. Konya’nın Beyşehir İlçesi’nin kuzeyindeki İçerişehir Mahallesi’nde, Beyşehir’e su taşıyan kanalın göle döküldüğü yerin hemen 100 m kuzeyinde yer alan cami, aslında türbe, bezzaziye hanı ve bir hamamdan oluşan külliye kompleksinin bir parçası.

Eğer anıtsal taç kapısından içeri girmeyip dışarıdan bakarsanız camiyi hantal bile bulabilirsiniz. Ancak içeri girdiğinizde gözlerinize inanamıyorsunuz. Her biri 7,5 m uzunluğunda 48 ahşap sütun üzerinde yükselen cami, kalem işçiliğinin en güzel örnekleriyle süslenmiş olup tavanı da tamamen ahşap.
Minberi ceviz ağacından kündekari tekniğiyle, yani çivi ve tutkal kullanılmadan, oymalı ve çatmalı olarak yapılmış. 6m yüksekliğindeki mihrabı çini kaplı.

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami 7 Asırdır Ayakta

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami 7 Asırdır Ayakta

Cami değişik tarihlerde tamir görmüş. Önce kiremitle örtülen toprak çatı daha sonra bakırla kaplanmış. Caminin doğu duvarına bitişik olan türbe, Emir Seyfettin Süleyman’ın 1301 tarihli türbesi.
Caminin 7 asırdır ayakta kalması herkesi şaşırtıyor. Bunun temel nedenlerinden biri ahşap malzeme olarak çok dayanıklı olan bölge sedirlerinin kullanılması. Bir diğer nedenin ise caminin ortasında bulunan, 4-5 metre derinliğindeki “karlık” denilen su havuzu olduğu düşünülüyor.

Kışın caminin damında biriken kar, çatının ortasındaki boşluktan karlığa atılırmış. Karın yavaş yavaş eriyerek sağlıklı düzeyde bir nem ortamı oluşturması, caminin içinde yakılan sobalardan ötürü ahşap malzemenin çatlayıp çürümesini önleyerek ömrünü uzatırmış. (Karlığın üzeri 1965 yılında kapatılınca bu koruyucu işlevini yitirmiş).

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami Restorasyon

Eşrefoğlu Süleyman Bey Cami Restorasyonu

Eşrefoğlu Cami 7 asır sonra Vakıflar’ın elinde tartışmalı bir restorasyon geçirdi. Uzmanlara göre, özellikle kalem işi süslemeler aslına uygun yapılmadı ve restorasyon eserin orjinalliğine zarar verdi.
Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden, sanat tarihçisi ve arkeolog Yaşar Erdemir bir konuşmasında, “Bağırdım, çağırdım, ağladım. Ama kime gittiysem bu rezaleti durduramadım.” diye belirtmişti. Hünkar mahfilinde özel bez ve kumaşlar kazındığını belirten Erdemir, eserin orjinal motiflerinin kazındığını belirtiyor. Beyşehir Eşrefoğlu Camisi ve Külliyesi adlı kitabın da yazarı olan Erdemir’e göre yapılanlar bununla da sınırlı değil; “Bu katliamı yapanların gölgeli nakış tekniğinden haberi bile yok. Şu anki motiflerin eskiyle alakası kalmadı. Yeniden yaptılar. Bu çok nadide eseri, inşaat boyar gibi sentetik boyayla boyadılar” dedi.

Türkiye’de yanlış restorasyon kurbanı olan ilk yapı bu değil kuşkusuz. Sanırsak sonuncusu da olmayacak. Ama “Göller Bölgesi’ndeki ahşap huzurun” tadı umarız daha fazla kaçırılmaz ve bir 7 asır daha bizimle olur.