1431 Doğumlu Drakula Vlad Tepeş, babası 2. Vlad’ın ünvanı olan Dracul, Kazıklı Voyvoda olarak da anılır. Latince’de Draco-Dragon yani Ejderha anlamını taşır.

Soyadı (Draculea, Drakulya) idi. 3. Vlad, babası İmparator Sigismund’un kurduğu Order of the Dragon üyesiydi, ünvanın aslı, eski Romen dilinde Yılan-Drac olarak ifade bulurdu. 11 yaşındayken Osmanlılara yenik düşen babası tarafından İstanbul’daki saraya rehin verildi ve 17 yaşına dek burada yaşadı.

Osmanlı desteğini alarak Eflak beyi olma çabası Eflak voyvodası tarafından başarısız kılındı, sürgüne gönderildi. Ancak Erdel beyi Yanoş, Vlad’ın emrine bir ordu bırakarak Belgrad’ı Osmanlılar’a karşı savunmaya gitti.

Bu sayede Vlad emrindeki orduyla Eflak’a yürüyüp voyvodayı devirdi ve Eflak voyvodası oldu. 1456 ve 1462 yıllarında zalimliği ile ün saldı.

Drakula Vlad Tepeş’e Neden Vampir Denilmiştir

Düşmanlarını, esirleri ve eline geçen Osmanlı erlerini kazığa geçirmesi ve diğer yöntemlerle kanlarını biriktirip, bazen içmesi nedeniyle oluşan söylentiler vampirizme ilişkin eğilimlerini ortaya koymuştur.

Bunun dışında, insanlar üzerinde işkence, canlıyken dersini yüzme ve pişirme, suda kaynatma, çivi çakma, boğma ve etini yeme gibi aşkın eylemleri olduğu da bilinirken, İmparatorluğu süresince 80.000 ila 100.000 arasında kurbanı olduğu söylenmektedir. Ülkesine dil öğrenmeye gelen 400 delikanlıyı yaktığı bilinir.

Elbette tarihteki bu yaşanmışlık olgusu, insanları bazen gerçekten deneyimleyen acıları hissettirecek kadar etkilidir. Bram Stoker, 1897’de ilk kez yayımlanan Dracula adlı eserinde, olayları yaşamış kimselerin kayıtlarını, onların o an bulundukları koordinattan aktarmaya özellikle gayret ettiğini bildirir.

Kitap geçmiş yüzyılların vampir efsanelerini de kapsar, Stoker vasiyeti üzerine yakılmıştır.

Kana susamış bu varlık, bebek ve çocuklara da hiçbir zaman merhamet göstermemiş biri olarak tarihin en acımasız, insanı ünvanı ile anılır.

Almanya, Rusya ve Macaristan’da vampir oldğu yayılmıştı. 1459 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na vergi ödemeyi yadsıyarak Macar ittifakı ile, 1461 yıllarında Karadeniz kıyısına kadar ilerledi. 24 bin kadar Türk ve Bulgar’ı öldürdü. 20.000 Osmanlı savaş esirini kazığa geçirdiği söylenir.

Osmanlı ordusu 1462’de, padişah 2. Mehmet komutasında Eflak’a sefere çıkar. Fatih Sultan Mehmet, 5 kilometre boyunca kazıklara dizili bir alandan geçtiğinde dehşeti fark eder.

Alan yaklaşık üç kilometre boyunda bir kilometre enindedir. Yere dikili uzun kazıklarda 20 bin kadar insan -erkek, kadın ve çocuk – kazığa geçirilmiş durumdadır. Osmanlı askerlerinin psikolojik olarak sarsıldığı gerçektir.

2. Vlad, kaçarken terk ettiği topraklardaki kuyuları zehirler, hayvanları öldürüp, ekinleri yakar, hapisteki vebalı, cüzamlı insanlarla mahkumları salar.

Drakula Vlad Tepeş

 

Drakula Vlad Tepeş’in Ölümü

Macaristan’a sığınır, tutuklanır ancak 1462’den 1474’e kadar geçen sürgünün ardından 1476 yılında Eflak’a geri dönerek Voyvoda olur, ne var ki artık başı istenmemektedir ve Osmanlı ordularına yenilir, kesilen baş İstanbul’a 2. Mehmet’e gönderilir.

Başsız bedeni de, vasiteyti üzerine Bükreş yakınlarında Snagov adası manastırı içine gömülür. 1931’de Romanya hükümeti tarafından mezarın açılmasına karar verilir, ancak cesetin olması gereken yerde hayvan kemikleri bulunur.

Gerçek Drakula mezarda değildir. 1948’den beri Romanya’ya ait olan ve Drakula’nın şatosu olarak bilinen Karpatlardaki Bran Şatosu, Veliaht Dominic von Habsburg’a 2006 yılında törenle iade edilmiştir.