Florida’nın güney ucuyla Bermuda Adaları ve Porto Rico Adası arasında bulunan Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusu’nda 500 mil karelik bir alanı kapsar. Bilinen bu üçgen içerisinde son 100 yılda, 60’dan fazla uçak, 50’den fazla gemi içindekilerle birlikte kaybolmuştur. Son uçak kazasının 10 Nisan 2007’de gerçekleştiği bölgede uçağın kalıntıları hala bulunamamıştır. Zaten buradaki kazaları esrarengiz yapan, kazaların çokluğundan ziyade kaza yapan taşıtlardan geriye bir şey kalmayışıdır. Bu bölge şüphesiz olarak dünya çapında en çok gizemli olayların yaşandığı yerlerden biridir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer yada şeytan üçgeni gibi isimlerle anılmıştır.

Kristof Kolomb

Bermuda Şeytan Üçgeni ve Kristof Kolomb

Bazı raporlara göre Kristof Kolomb’un bu bölgeye ilk kez gelmesinden sonraki 500 yılda binden fazla kişi bu bölgede kaybedilmiştir. 1492 yılında Amerika’ya doğru yol alırken farkında olmadan Bermuda Şeytan Üçgeni’nden geçmiş olan Kristof Kolomb burada esrarengiz olaylarla karşılaşmış ve bu olayları günlüğüne şöyle yazmıştır. Gökyüzünde garip garip ışıklar görüyorduk. Okyanusa yukarıdan ateş topları düşüyordu. Ne olduğunu anlayamadığım uçan nesneler ve sis garip bir vızıltıyla etrafımızda dolaşıyordu. Zaten dünyanın kenarından düşmeyeceğimize zar zor inandırdığım tayfalarımın bu olanları görmesi beni iyice tedirgin ediyordu.

Piri Reis

Bermuda Şeytan Üçgeni ve Piri Reis

Bermuda Şeytan Üçgeni KitabıOsmanlı denizcisi Piri Reis ünlü kitabı Kitab-ı Bahriye’de bu bölgeden bahsetmiştir. Amerika kıtası ile ilgili çizdiği haritalarda tam bermuda şeytan üçgeninin olduğu noktaya rüzgârgülü yerleştirmiştir. Piri Reis haritalarında rüzgârgüllerini çoğunlukla büyük enerji akımlarının var olduğu alanlara yerleştirirdi. Bermuda Şeytan Üçgeni’de bunlardan biriydi. Bazıları Piri Reis Haritasında ki The Island Of Espaniola ile kast ettiği yerin Atlantis olabileceğini varsaymaktadır.

Bermuda Şeytan Üçgeni efsanesi ilk kez Associated Press ajansının 16 Eylül 1950 tarihli bir raporunda Florida kıyıları ve Bermuda arasında ki bölgede gemilerin ve uçakların kaybolmasında bir esrarengizlik bulunduğu üzere bir gelişmedir. Bunun sonucunda efsane yeniden doğmuştur. Bir süre sonra Amerikanın ünlü dergilerinden birinde yer alan bir makalede konu incelenmiştir. Porto Rico, Bermuda ve Florida arasında ki üçgen deniz bölgesinde gemiler hiç bir iz bırakmadan son bir kaç senedir garip bir şekilde ortadan kaybolmaktadır şeklinde yazılar yazılır.

Böylece Bermuda Şeytan Üçgeni ile ilgili kuşkular iyice artacak, bunu başka makaleler ve yazılar takip edecektir. 1950’li yıllarda çeşitli yazarlar tarafından art arda yazılan kitaplarda bölgenin gizemi ağırlıklı olarak dünya dışı medeniyetler ve ufo vakaları ile ele alınacak, bölge ölümcül bermuda üçgeni, büyülü deniz, şeytan üçgeni olarak adlandırılacaktır. Görünmeye Sakinler adlı kitabın yazarı Ivan Sanderson ise; kayıp olaylarından, deniz altında bulunan ve gelişkin teknolojiler olan bir başka medeniyetin sorumlu olduğunu iddia etmektedir.

Bermuda Şeytan Üçgeni Kitabı

Ancak Bermuda Şeytan Üçgeni’ni tüm dünya gündemine oturtan, gelmiş geçmiş en çok satan kitaplardan biri olan Bermuda Şeytan Üçgeni adlı kitaptır. Manson Valentine ve Charles Berlitz’in 1974 senesinde yayınladıkları bu kitapta o güne kadar ki esrarengiz kayıp olayları kapsamlı bir şekilde araştırılmıştı. Sonraki yıllarda bu bölgeyle ilgili daha birçok kitap yazılmış, film ve belgeseller çekilmiştir. Kimsenin tam olarak açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim insanlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından doğa üstü bir takım güçlerin yaptırımı olarak algılandı. Birçok bilimsel teori de geliştirildi, ama bu teorilerden hiçbiri tek başına burada ki gizemi açıklamaya yetmiyordu.

Bermuda Şeytan Üçgeni Teorileri

Bermuda Şeytan Üçgeni Teorileri

Bazılarına göre uçak ve tekne kayıplarının en büyük sebebi aslında insan hatasıydı. Rota ve sensörlerle ilgili karışıklıklarla kaptan ve pilotlardan kaynaklanan hatalar sonucu rotadan sapma ve bu çok geniş alanda kaybolma şeklinde açıklanmaya çalışılıyordu. Bazıları ise Atlantik Okyanusu’nun fırtınaları ve tahmin edilemeyen havasını öne sürüyor, bu fırtınaların yol açtığı sağanak yağışların azgın dalgalarla birleşerek gemi ve uçakların kötü hava koşulları sebebiyle kaybolduklarını iddia ediyorlardı.

Bir bölüm araştırmacı ve bilim adamına göre burada ki kayıpların asıl nedeni körfez akıntılarıydı. Meksika Körfezi’nden başlayan akındı Florida boyunca bir ırmak gibi akarak Kuzey Atlantik’e dökülüyor ve 40-50 mil genişliğinde bir alana hâkim olan akıntı oluşturduğu girdaplar nedeniyle gemileri rahatlıkla denizin dibine çekebiliyordu. Bölgeyle ilgili bir teoride jeomanyetik alanlarla ilgiliydi. Teoriye göre bölgede manyetik anormallik olduğu iddia ediliyordu. Bu teoriyi savunanlara göre jeomanyetik alanlardan kaynaklanan manyetik ekipman problemleri, üçgendeki kayıplara bir açıklama getirebilirdi.

Bazıları ise savaşlar ve korsanlıkla bu bölgede pek çok insanın, geminin ve uçağın yok edildiğini iddia ediyordu. Ancak birçok olayda gerçekleşen kaybolmadan önceki son bağlantılarda bir saldırı belirtisi ya da bunlarla ilgili herhangi bir ipucu bulunmamaktaydı.

Eric Von Daniken

Bermuda Şeytan Üçgeni ve Eric von Daniken

1968 yılında Eric von Daniken’in Tanrıların Arabaları kitabında dile getirdiği iddiaya göre, dünya dışı varlıklar üs olarak yerleştikleri bu bölgede; insanları, gemileri ve uçakları ışınlayarak kaçırıyorlardı. Bu teoriyi savunanlar Bermuda Şeytan Üçgeni’nin mavi deliklerinin, uzaylıların dünyaya geçiş yaparken oluşturduğu solucan deliği kalıntılarının sonucu olduğuna inanıyorlar.

Bermuda Şeytan Üçgeni hakkındaki birçok iddiadan biri de; Kayıp Şehir Atlantis ile Bermuda Şeytan Üçgeni’nin konumunun aynı yer olduğu düşüncesi. Ünlü medyum Edgar Cayce 1968 yılında bir kehanetinde, Kayıp Şehir Atlantis’e Bermuda Şeytan Üçgeni’nden bir giriş bulunabileceğini söylemiştir. O dönemde arkeologlarla yapılan çalışmalar sonucu, batmış bir kaya oluşumu Bahamalar açıklarında bulunmuştur. Günümüzde birçok kişi bunun Kayıp Şehir Atlantis’in varlığının kanıtı olduğunu düşünmektedir. İnanışa göre, buradan yayılan enerji dalgaları gemileri ve uçakları rotalarından saptırıp kaybolmalarına neden olmaktadır.

Bir başka teori ise bu bölgeden başka bir zaman dilimine açılan bilmediğimiz bir kapı olduğu ve bazı durumlarda açılarak deniz ve hava araçlarının buradan değişik bir mekân ve zamana atladıklarıdır. Yıllarca Bermuda Şeytan Üçgeni ile ilgili bu tarz teoriler yazıldı ve tartışıldı. Ancak hiç biri tek başına bu esrarengiz kayıpları açıklamaya yetmiyordu. Son dönemlerde ise gemi ve uçakların kaybolmasının sırrının, farklı fiziksel ve kimyasal bulguların ortaya çıkması ile çözüldüğü iddia edilmektedir.

Bermuda Şeytan Üçgeni Hakkında Bilimsel Bulgular

Bermuda Şeytan Üçgeni Hakkında Bilimsel Bulgular

Konu hakkında getirilen bilimsel açıklamada, bölgede okyanusun soğuk zemininde donmuş katı halde bulunan metan hidratların, sıcak su akıntısı olan Golf Stream sebebiyle bazı dönemlerde çözülerek metan gazını ortaya çıkardığı ve sudan hafif olan metan gazının yüzeye doğru yükseldiği belirtilmektedir. O anda tabandan yüzeye doğru suyun yoğunluğu çok azaldığı için, su gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini bulamaz. O sırada oradan geçen bir gemi derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibine çakılır. Her zaman gelişmeyen bu ilginç kimyasal olay sonucu metan gazının yükselmesi sona erince, yoğunluk tekrar normale döner ve geriye hiç bir iz bırakmayan gemiler derinlerde kaybolmuş olurlar.

Uçakların düşerek kaybolmasında aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan metan gazı havadan hafif olduğu için yükselmeye devam eder. Bu kez yoğunluk azalması bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen uçaklar hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü motordaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır. Düşük yoğunluktaki havanın içinde bulunan oksijen miktarı motorları çalışması için yeterli olmadığı için bu kazalar gerçekleşir.

Belki bu teoriler bilimsel olarak burada gerçekleşen kazaların ve kayıpların nedenini açıklıyor olabilir. Ama birçok insana göre kaybolan uçakların ya da gemilerin çoğundan hiç bir iz bulunamayışını açıklamakta yetersiz.