Paranoyak Roma İmparatorluğu’nun ihtişamlı kentlere neler yaptığını Kartaca örneğinden çok iyi bilen Bergamalılar sıra Anadolu’ya geldiğinde Bergama Antik Kent’in kurban seçileceğini düşünmemişler miydi?

Peki, nasıl olmuş da bir dağı komple bir sanat eserine dönüştürmüş, İÖ 3. yüzyılda yıldızını iyice parlatmışlardı?

Galiba sorunun cevabı barışta, Bergama’da bayındırlık ve sanat faaliyetlerinin hazineden aslan payını almasında yatıyor. Hikaye şöyle…

Bergama Antik Kent Hikayesi

Bergama Antik Kent Hikayesi

Makedonyalı Büyük İskender’in ölümünün ardından iki generali savaşta tutuştu. İÖ 301 yılında gerçekleşen İpsos Savaşı’nı Lysimakhos kazanınca Batı Anadolu’nun egemenliği de onun eline geçti. Lysimakhos içinden savaş giderlerini de karşılamayı düşündüğü hazinesini Philetairos isimli bir subayıyla Pergamon Kalesi’ne göndererek güvence altına almak istedi.

Burada koruma altına alınan hazine 20 yıl sonra çıkan bir savaşta Lysimakhos’un öldürülmesiyle Philetairos’a kaldı. O da (İO 281-263) bu hazineyi askeri amaçlar uğruna değil de bayındırlık ve kültür amaçlı işlerde harcadı. Kentteki bu faaliyetlerin ivmesi özellikle de I.Eumenes (İÖ 263-241) ve I.Attalos (İÖ 241-297) dönemlerinde Bergama’yı hem Helenizmin Anadolu’daki odak noktası hem de dünyanın en parlak kültürel merkezi haline getirdi.

Uzun bir dönem istila görmeyen ve arada imzaladığı bir barış antlaşması ile egemenliğini korumasını da bilen Pergamon Krallığı, bir ara topraklarını Kapadokya’ya kadar genişletti. İO 133’te hayatını kaybeden III. Attalos’un vasiyetiyle de o tarihten sonra Roma İmparatorluğu topraklarına kattı.

Bergama Antik Kent Tarım ve Yer Altı Kaynakları

Bergama Antik Kent Tarım ve Yer Altı Kaynakları

Kısacası, bu büyük medeniyet İÖ 281 yılını takiben gelen 150 yıl boyunca gönencini ve gücünü bayındırlık ve kültür faaliyetlerine imkan tanıyan nispi barış ortamına borçlu. Gerisi kolayca geldi. Zira, bölge tarım ürünleri açısından olduğu kadar altın, gümüş, kurşun ve bakır madenleri açısından da son derece bereketli.

Bu bereketten yararlanmasını bilen Bergamalılar dağı aldılar ve bir kolu (Bergama Çayı) batıya, diğer bir kolu (Kestel Çayı) doğuya akan Kaikos’un (Bakırçay) yer aldığı verimli vadiyi denetleyen doğal bir kale haline getirdiler.

Bergama Antik Kent Kültürel Faaliyetler

Bergama Antik Kenti’nin Kültürel Faaliyetleri

İçine akrapolü, agorası, gymnasion’u, tiyatrosu ve nekropolüyle antik kentlerin en güzelini inşa ettiler. Bu kadarla da kalmadılar elbette. Dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri burada kuruldu. Antikçağın (İskenderiye ile birlikte) en ünlü bilim merkezi burada işlev gördü. Antikçağın en ünlü hastanesi, şifa yurdu (Askleipos) burada açıldı.

Rönesans öncesindeki en büyük hekim ve tıp yazarlarından, eczacılığın ve modern tıbbın atalarından Galenos (İS 129-200) burada doğdu, tıp okudu ve stajını yaptı. Antikçağın en yetenekli heykeltraşlarının en nitelikli ürünleri burada üretildi.

Roma döneminde önemini koruyan ve önemli bir ticaret merkezine haline gelen kent, İS 3. yüzyıla kadar Helen-Roma dünyasının kültür merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. 7. ve 8. yüzyıllardaki Pers ve Arap istilaları Bergama’nın sonunu getirdi.

Bergama Müzesi’nde, kazılardan çıkarılma, erken Tunç döneminden Bizans dönemine kadar değişik dönemlere ait arkeolojik eserler yer alıyor. Civardaki antik yerleşimlerden çıkan buluntular içinde, Barok tarzın öncüsü olan Bergama heykeltraşlık ekolüne ait çok hoş örnekler özelllikle dikkat çekiyor.